Kim ne götürmüş bu dünyadan gönül?
Sana “eyvah” düştü, bana eyvallah.
Bu bir vazgeçiştir, belki de virgül;
Noktayı koyan ölüme eyvallah.
Kefen üşüdü, bağıra çağıra,
Vuslatta kan yürüyen damarlara.
Yaş alınca gençlik arayanlara,
Gelişe de, gidişe de eyvallah.
Bak, kadere yâr edildi yüreğim;
Solundan soluğundan eksilirim.
Hüzünlü kül kokuyor ciğerlerim,
Kalemle yazılanlara eyvallah.
Bil, lisanımdan sildim sözlerini,
Dudaktan dökülen cümlelerini.
Gözde siyah beyaz resimlerini,
Bir kefene koyanlara eyvallah.
Bağrımıza kara taş basanlara,
Elveda dercesine bakanlara,
Boğazım düğümlenirken o ara,
“Boş ver” der, çeker giderim eyvallah.
İçimde yangın var ziyadesiyle,
Yapraklarım kurudu hasretinle.
Bir iz kaldıysa öyle veya böyle,
Benden sana bir veda, bir eyvallah.
Gönlümde dinmeyen bir sızı varsa,
Halilî der, aşk da küle kararsa.
Dönmezse gidenler, kalpte yaraysa;
Vuslatsız sevdaya yine eyvallah.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Sevgili okur, bazen bir “eyvallah” deriz; bazen de kelimeler yetmez, yürek sığmaz acıya. Bu şiir, gidenlerin, kalanların ve kalpte bir türlü sönmeyen o sızıların hikâyesidir. Belki bir taş düşer gönlüne okurken, belki bir nefes tutarsın sessizce… Bilmeni isterim ki, her dizede sadece ben değil, senin de bir parçan vardır; yitip giden sevda, suskun kalan umut ve kabullenilmiş veda… Okurken dur, hisset, kendi kalbinin sessizliğini dinle… İşte o zaman, bu “eyvallah” sadece bir söz değil, bir nefes, bir iç geçiriliştir.
21 Ekim 2021 / Perşembe / Ankara