İnsan fani, malı yalan dolandır,
Sen gülerken söyle, dert mi olayım?
Ateş tüter, her dem bağrı yandırır,
Sen kor isen, ben de kül mü olayım?
Yalan dünya, neyin varsa bırak git,
Gönül kuşun menziline uçur git.
Bir kefene sığar her bir koç yiğit,
Sen deryaysan, ben bir sel mi olayım?
Her can gelir, vakti dolup göçmeye,
Her bir anda ölüm gelir gizlice,
Mal ile mülk fayda vermez seçmeye.
Sen kapısın, ben bir kul mu olayım?
Yâr yolunda çekilen dert ganimet,
Sabredenin ömrü bulur selamet.
İncitmeden kalbi yaşamak nimet,
Sen baharsın, ben bir yel mi olayım?
Gökten yağan yağmur, ayrı mı düşer?
Kara toprak bağrında canlar pişer.
Her bir fani ecel şerbeti içer,
Sen dirisin, ben bir düş mü olayım?
Dost dediğin gönül yıkar mı ola?
Kul inciten, Hakka varır mı ola?
Bir asıldan doğduk, her adım mola,
Sen ağaçsan, ben bir dal mı olayım?
Ne var ise sende, bende de dahi,
Tek nefesten üflendik, bil İlahi.
Gurbetten sılaya çeker seyyahı,
Sen para isen, ben pul mu olayım?
Dağlar nice sırrı saklar içinde,
Ham Halilî yanar aşk ateşinde.
Hak cemâli görünür her işinde,
Sen diken isen, ben gül mü olayım?
Halil Kumcu
Şairin Dem Defterinden... Eşrefoğlu Al-i Yâr, “Gönül ne gezerse, arar Hak sırı” der. Kıymetli can, bu elindeki kâğıda dökülenler, kelam yarışı değil; fani bir seyyahın gurbet elden sılasına doğru yürürken kendi içine doğru fısıldadığı dertleşmesidir.
Hani Bizim Yunus koca bir ömrü bir cümleyle özetler ya; "Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm" diye... Biz de bir nefesten üflendik, aynı topraktan filizlendik, aynı asıldan doğduk da bir dünya gailesidir tutturup gideriz. Mal dedikleri yalan, mülk dedikleri dolan, can ise tenden bir gün ansızın uçup gidecek olan bir kuş... Peki, bunca hırs, bunca incitmek neyin nesi?
Sorarım sana ey karındaşım; madem her can vakti gelince ecel şerbetini içecek, madem hepimiz kara toprağın bağrında pişen birer faniyiz; o halde ne diye dost gönlünü yıkasın bu kul? Ne diye bir başkasına diken olasın? Yâr yolunda çekilen dert bile bir ganimet, sabredenin ömrü selametken; insan insana bahar olmak dururken, neden yel olup savursun kalpleri?
Bu şiir; dünyalık hırsların parasına puluna aldanmayıp, asıl hazineyi kalpte, haysiyette ve incitmeden yaşamakta arayanların dert ortaklığıdır. Şu yalan dünyada hamlıktan kurtulup, aşkın ateşinde pişe pişe "gül" olmaya özenen bir dervişin, bir "Ham Halilî"nin niyazıdır.
Eğer bu satırlarda senin de gönül demliğinden bir katre sızdıysa ne mutlu bize. Hak cemâli her bir işinde zahir olsun, yolun dervişlik, menzilin muhabbet bulsun.
Selam ve dert ile...
22 Mayıs 2026 / Cuma / Bartın