Gönül feryat eder, yalnız özlerken;
Yürekten sevmişim, gör artık beni.
Seher yeli eser, sevda içinden;
Uyan da sinene, al artık beni.
Felek vurdu bana, belim büküldü;
Gözümün yaşları, yola döküldü.
Canım bedenimden, sanki söküldü;
Ecelim gelmeden, sev artık beni.
Yüce dağ başında, dumanım tüter,
Dertli baykuş konmuş, durmadan öter.
Senin bir bakışın, bin ömre değer;
Aşığın yüzüne, sür artık beni.
Geceler uzadı, yıldız sayarım;
Sensiz geçen günü, boşa sayarım.
Bir tatlı sözünü, devlet sayarım;
Bıçak yarasına, sar artık beni.
Kapına dayandım, kapın açılmaz;
Gönülden gönüle, yollar seçilmez.
Sensiz bu dünyada, ömür geçilmez;
Şu kara yazgıdan, çöz artık beni.
Bahar akşamları, üstüme çöker,
Hasretin ateşi, ölümden beter.
Çektiğim bunca gam, bu çile yeter;
Şu yalan dünyadan, sal artık beni...
Garip bir kuş gibi, kondum dalına,
Kurbanım ağzında, tatlı diline.
Zincir vursalar da, gurbet eline;
Prangaları kırıp, bul artık beni.
Halilî’yim derim, yandım özünden;
Ayrı düştüm, yârin kara gözünden.
Dönmedim ölsem de, ikrar sözünden;
Aşkın deryasına, kat artık beni.
Halil Kumcu
📍 Şairden Bir Kelam: Gönül Kapısında Bir Garip; hani derler ya; aşkın ateşi düştüğü yeri yakar diye... Ama biz biliriz ki o ateş, sadece yandığı yüreği değil, o dumanın tüttüğü her gözü de yaşartır. Bu şiir benim için bir kâğıt parçası değil, bir gönül mülküdür. Biz bu yalan dünyaya “garip” geldik, sevdamızı da “garip” çektik. Aziz okuyucum, şu satırların arasında dolaşırken sanki bir bozlağın en yanık yerinde durmuşuz da bağrımızdaki prangaları el birliğiyle kırıyormuşuz gibi hisset. Kapılar kapansa da yollar seçilmese de haktan ve ikrardan dönmemek er kişinin kârıdır. Eğer yüreğinde bir sızı, gözünde bir damla yaş uyanırsa bil ki o zaman ruhlarımız aynı deryada buluşmuş, aşkın deryasına beraber katılmışız demektir. Sözümüz eksik, özümüz noksan olsa da sevgimiz tamdır. Gönülden gönüle giden o gizli yolda, bir selamıma denk gelirseniz ne mutlu bana...
30 Nisan 2026 / Perşembe / Bartın