Gece çöker, ağlar bu yâr,
Bir gönülde iki canız.
Sarıl bana, ömür ne dar;
Bir gönülde iki canız.
Sensiz gülmez yüzüm benim,
Dinmez içte sızım benim.
Senle atar özüm benim,
Bir gönülde iki canız.
Bir bakışın bahar eder,
Mecnun sana sefer eder.
Ayrılık bu kalbe keder,
Bir gönülde iki canız.
Zorlu pranga vursalar da,
Hesabını sorsalar da,
Bizi taşa tutsalar da,
Bir gönülde iki canız.
Ay doğar da gurbet bitmez,
Leyla aklımdan hiç gitmez.
Feryat etsem gücüm yetmez,
Bir gönülde iki canız.
Dert ortağım oldu sazım,
Kışa döndü bahar, yazım.
Alnıma yazılmış yazım,
Bir gönülde iki canız.
Ecel gelse ne fark eder?
Ölüm bile bizle gider.
Bu aşk bende sende biter,
Bir gönülde iki canız.
Kurusa da dalda gülün,
Sussa kafeste bülbülün.
Yele gitse bende külün,
Bir gönülde iki canız.
Halilî der, bitti sözüm,
Senden gayrı görmez gözüm.
Sen benimsin, iki gözüm;
Bir gönülde iki canız.
Halil Kumcu (Halilî)
Dostlar, hani Veysel Baba der ya; 'Kimi nihan kimi üryan, kimi uyanık kimi uykuda... İşte biz de şu fani ömürde bir rüyanın peşinden gider, dilimiz döndüğünce gönül demliğimizden süzülenleri söyleriz. Bu dünya dediğin bir dar koridor; kapısından girer, menzilinden geçeriz. Ama insanı bu yolda yormayan, her yükü hafifleten bir sır vardır ki o da iki tenin değil, iki ruhun bir olmasıdır.
Biz sazı dert ortağı, kaderi alın yazısı bildik. Başımıza keder de gelse, yollarımıza gurbet de düşse, dünya bizi taşa da tutsa dedik ki; kelamın bittiği yerde aşk başlar. Bu şiir, sevdayı bir yük değil de bir can gibi aynı göğüste taşıyanların hikâyesidir. Sazımızın teline vuran mızrap, dilerim sizin de gönül kapınızı tıklatır. Sürçülisan ettiysek, aşkın samimiyetine bağışlayın... Gönülden gönüle giden gizli yollarda buluşmak duasıyla.
25 Haziran 2026 / Perşembe / Bartın