İKİ ÇAY ARASI
İKİ ÇAY ARASI
Ay geceyi sararken,
Bir özlemle çökeyim kalbinin en tenha yerine;
Kendi kendine susup kalasın,
İnkâr edemeyecek kadar taşayım içine.
Adımların yavaşlasın,
Bensizlik eski bir hırka gibi çöksün üzerine.
Etrafındaki kalabalık silinsin birden;
Sadece benim sesim yankılansın derinlerinde.
Bakışların takılsın boş bir noktaya,
Geçmiş, ıslak bir gölge gibi otursun omuzlarına.
Gözlerin dolsun da akamasın;
Bir damla yaş bile teselli olamasın acına.
Pişmanlık bir zehir gibi dolaşsın kanında,
Beni arasın parmak uçların tam o an, yanı başında.
Oturup bir köşeye hıçkırmak istesen de,
Nefesin kesilsin adımı her fısıldadığında...
İşte aşkımız, tam da böyle kırgın bir mesafede:
Sen benim adımla boğulurken usulca,
Ben başka bir kadının boynunu öpeyim,
İki çay arasındaki o küçücük aralıkta.
Halil Kumcu (Halilî)
Bak dürüst olalım dostum, aşk dedikleri şey biraz da zamanlama hatasıdır. Biz onu devasa trajedilerde, fırtınalı ayrılıklarda ararız ama gelir bir kahvehanede, iki demli çayın arasındaki o sıkışmış üç dakikaya yerleşiverir.
Şiir boyunca sana büyük cümleler kurdum, kabul ediyorum. Bir kadının kalbine sızmaktan, pişmanlığı bir hırka gibi giydirmekten söz ettim. Ama üstat Cemal SÜREYA’nın da dediği gibi: Şiir biraz da ihanettir. Sen orada benim adımla boğulurken, hayatın o zalim ve taze ritmi devam eder. Başka bir boyun, başka bir koku, başka bir çay bardağının buğusu... İnsan dediğin mahlûk aynı anda hem sadakatin en yücesini duyup hem de ilk fırsatta başka bir kıyıya sığınabilir.
Bu şiiri okurken bana kızma. Aşkı bir kuleye kapatıp kutsal sayanlara kız. Ben sadece iki çay bardağının masaya bırakılış anı kadar gerçek ve bir o kadar da ayıplı bir insani anı bıraktım buraya. Kırgınız evet, ama çaylar henüz soğumadı...
10 Eylül 2026 / Perşembe / Bartın
Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.