Herkesin bir hikâyesi var;
Yedi kat gökteki kandilim.
Bu büyük günahın bahanesi çok,
Alevli ateşte yoldaş bildiğim.
En büyük yanılsamam,
Kendi kendimi kandırmak değil meselem.
İnkâr etmenin akıbeti,
Göğsümdeki en gizli düşüncem.
Can yakıcı azap gibisin,
Vefadan nasibini almamış yaş.
Bitmeyen sitemle,
Nefes alıp verdikçe dolaş.
Bu cezayı reva gördün ya bana,
Unutma, insanı en çok ahları helak edermiş.
Kıyametin ne zaman diyorsun?
Acım da kaderim gibi örselenmiş.
Keşke şöyle yapsaydım diyorum bazen;
Belki severdi beni.
Taşı bu yükü göğsünde,
Haydi, mazeret üret şimdi yeni.
Kulağın, gözün, kalbin uyarmadı mı seni?
Başını kuma gömmekten başka ne yapıyorsun?
Dedikoduyla, yakınmayla geçiriyorsun zamanı;
Hayat, dikeni her ayağıma battığında, yoksun.
Hâlâ yarımım, hâlâ yaralı ve çok yalnız;
Bir bahane uydursan ne olur?
Şikâyetim var hâlâ, çok eksiğim;
Gelip tutsan ellerimi ne olur?
Sen var, git su taşı;
Başkalarının yangınlarına kova kova.
Gençliğin senin de geçer bir gün;
Güzelliğin solup gider, olursun rezil rüsva.
Belki duymuşsundur,
Aşkı hafife alan benim gibi bedelini ağır öder.
Henüz bıyıklarımın yeni terlediği,
Delikanlılık çağlarım, ilk günkü gibi seni bekler.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Okur, bu şiiri okurken belki bir yerinde kendine rastlayacaksın. Çünkü insanın en büyük yanılması çoğu zaman başkasında değil, kendi kalbinde başlar. Biz çoğu zaman bir başkasına kızdığımızı sanırız; oysa içimizdeki kırılgan tarafla hesaplaşırız. “Yanılsamam” dediğim şey, bir sevdanın bitmesi değil aslında. Bir insanın, sevdiği kişiye rağmen hâlâ onun etrafında dönmesidir. Bazen gururumuz konuşur, bazen susarız. Ama kalp dediğin şey tuhaf bir mahlûktur; en çok inciteni bile unutmaz, en çok inciteni bile bekler. Bu şiirde sana bir hikâye anlatmıyorum yalnızca. Bir iç konuşmayı, bir yüzleşmeyi paylaşıyorum. İnsan bazen gece yarısı kendi kendine sorular sorar: “Keşke başka türlü davransaydım… Keşke o gün susmasaydım… Keşke biraz daha cesur olsaydım…” İşte bu şiir o “keşke”lerin içinden doğdu. Bilirsin, bazı aşklar kavuşmayınca değil, insanın içinde büyüyünce ağırlaşır. Ve insan en çok da kendini kandırdığı yerde yaralanır. Ben burada kimseyi yargılamıyorum; ne seni, ne onu, ne de kendimi. Sadece şunu söylüyorum: Aşkı hafife alan herkes bir gün kendi kalbinin mahkemesinde yargılanır. Eğer bu dizelerde bir sızı hissettiysen, bil ki yalnız değilsin. Çünkü her insanın kalbinde sakladığı bir “yanılsama” vardır. Ve bazen bir şiir, o yanılsamayı itiraf etmenin en dürüst yoludur.
20 Ekim 2023 / Pazartesi / Ankara