Kalbime yapıştın bir kere;
Sen benim aşkla imtihanımsın.
Tekrar tekrar başa sarıp kanatsan da,
Yine de bir ah demeyeceğim, kadın.
Bitkin düşlerin dalga dalga vurur yüzüme;
Hiç görülmediği şekilde şiddetlenir.
Bitiremediğim cümleler şakaklarımla,
Garip bir devran gibi boğazıma dizilir.
Bağrımda sanki alev alev yanan bir taş;
Cüzzam gibi yavaş yavaş gözlerimde bu aralar.
Ruhumu çürüten bu yalnızlık duygusu,
Her gece gelir, kapımı çalar.
Keşke unutmak mümkün olsaydı;
Hiçliğe gömülebilseydi şu benliğim.
Madem ölmek için geldik bu dünyaya,
Bırak da önlü arkalı beraber gidelim.
Ey kadın, seninle doğar en ıssız sabahım;
Küllerimden tüten bir şarkısın, susmaz adın.
Gidersen ardımda yalnız bir söz kalır yalnızca;
O söz de senin için ağlar, gelir geceye sardığın.
Bir gülüşün yetse bana, karanlık aydınlansa,
Ölmeyi bile göze alırım seni düşlerken öyle.
El ver, beraber yürüyelim son sahile doğru;
Gidişimiz ufukta bir çiçek gibi kalsın, el ele.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Sevgili okur, bazen insanın kalbi, kendi kalabalığında bile yapayalnız kalır. İşte bu şiir, tam da o anların sesidir. Belki sen de gecenin bir vakti pencereye yaslanıp, “Yalnızlık gerçekten kapıyı çalar mı?” diye düşündün. Ben düşündüm. Hatta çoğu zaman kapıyı çalan yalnızlık oldu, içeri giren de hep o oldu. Aşk da böyledir; bazen bir imtihan, bazen bir yara… Ama yine de insan, o yarayı taşıdıkça büyür. Ben bu dizeleri yazarken, aslında kendi yarama dokundum. Ama belki sen de okurken, kendi yarana dokunacaksın. Unutma: Yalnızlık insana ölümü düşündürür, ama aynı zamanda yaşamı da daha kıymetli kılar. Şiir dediğin, belki de yalnızlığımızı paylaşmanın en sessiz, en içli yoludur.
18 Temmuz 2023 / Salı / Ankara