Hep yaktı yandırdı sevdan derinden,
Sabahlar sensiz olmuyor, Rozalin.
Hasretin vuruyor bağrıma her dem,
Aşk bu aşk, vazgeçmem diyor, Rozalin.
Bir adım sen oldun, bir adım çile,
Yazdım seni taşa, toprağa bile.
Kısmetim bağlandı ince bir bele,
Sensiz ömür dizilmiyor, Rozalin.
Yandım Mansur gibi cân u ser oldum,
Şu gurbet ellerde sersefil oldum.
Her şeyin iken hiçbir şeyin oldum,
Bahtım ak güle düşmüyor, Rozalin.
Yollar uzun, kaşın düştü izime,
Kara yazgı sinmiş alın çizgime.
Bir selâmın can verirken dizime,
Sustu dilim, çözülmüyor, Rozalin.
Bir bakışın bin feryada bedeldir,
Aşkın hem zehir, hem de panzehirdir.
Senden gelen hoş gelir, sefa gelir;
Elde defter dürülmüyor, Rozalin.
Allah şahidimdir, çeken bilir hep,
Sesini çağıran her rüzgâr sebep.
Gözümde tüten silinmez mürekkep,
Yaram kabuk bağlamıyor, Rozalin.
Bir yemin içtim ki dönmem yolundan,
Ne bahar bilirim Mevla’m, ne hazan.
Bir avuç kor olur tutuşur zaman,
Söner sanırsın sönmüyor, Rozalin.
Bir türkü oldun sen dilden dillere,
Takıldın gecemde yanan tellere.
Yazdım cezanı taşlaşmış kalplere,
Sevda bu bitip gitmiyor, Rozalin.
Halilî ayaz vurdu yüreğime,
Kader kazımış ismini yüzüme.
Koştum hasta gibi her gün hekime,
Deli gönül vazgeçmiyor, Rozalin.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Bu türkü, bir sevdanın adını değil; bir ömrün yarasını taşır. “Rozalin” bir isimden ibaret değildir benim için… Gecenin koynunda büyüyen hasretin, gurbetin rüzgârında savrulan duanın adıdır. Bu dizelerde ne bir süs vardır ne de gösteriş; yalnızca içten gelen bir yanış, sessizce taşınan bir sızı vardır. Çünkü bazı sevdalar kavuşmak için değil, insanın içine kazınmak için yazılır. Her dörtlükte bir adım daha eksildim, her “Rozalin” deyişimde yüreğim biraz daha ağırlaştı. Bu türkü; beklemenin, sabretmenin, vazgeçememenin dilidir. Kimi sevda gül olur kokar, kimi sevda kor olur yakar… Benim payıma düşen kor oldu. Bu şiir, kalbimin en sessiz yerinden kopup gelen bir ağıttır. Okuyan herkes bilsin ki: Bu sözler hayalden değil, içimde büyüyen gerçekten doğmuştur.
17 Şubat 2026 / Salı / Bartın