Kaçan bir düşün ardındayım;
Bu benim son kavgam kendimle.
İçimde kıyametler kopardın,
Kıymık gibi batıyorsun her hâlinle.
Geldin, tam da buramdan yaraladın;
Kaç kere hayatımı yaktın alenen.
Kelimelere yüklediğin bu acıyla,
Mısra mısra dökülürken dilimden.
Sessiz bir çığlık gibisin kalpten kalbe;
Uzayıp giden bu yolda kırk yıllık pişmanlık…
Acı bir fincan kahvenin yanında,
Yalnızlığıma düşürdüğün koca bir yalnızlık.
Kuru yapraklar gibi savrulurum şimdi;
Gömün yüreğimi bir avuç toprağa.
Ölüm taşında yeniden hayat bulurum belki;
Belki de dikilirim kalbinin üstündeki balçığa.
Hayat benim için tam bir hayal kırıklığı;
Karanlığa gömülmeden önceki son vefasızlık.
Geçmişe takılı kaldım, cehennem bekçileri…
O ve ben, alevli ateşin mahkûmlarıyız artık.
Şimdi anlıyorum; sevmek bir suçmuş, affet beni…
Bir ömür sustum; kendimi bile sevememişim meğer.
Kalemim anlatsın yerime; sen okurken ağla biraz,
Ben çoktan tükendim… bunu bil, haberdar eder.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Okur, bu şiirde sana bir hikâye anlatmıyorum, bir düş peşinde koşan bir yüreği aktarıyorum. Kaçan her düşün, her anı, içimizde bir kıyamet koparır. İnsan bazen kendi ruhuyla kavga eder; hem suçlu hem mağdur olur. Ben de öyle bir yerden sesleniyorum sana. Sevda dediğin şey bazen bir suçtur, evet… Ama en büyük ceza, sevememektir; kendini sevememek, kendi düşmanının en derin yerine düşmek demektir. Bu dizelerde sessiz çığlıklar var, kırk yıllık pişmanlıklar ve kaybolmuş bir yalnızlık. Bunların hepsi seninle ya da onsuz değil, benim içimde yankılanıyor. Okur, sen oku ve ağla; çünkü bir şiir, bazen kelimelerden daha dürüstçe anlatır acıyı. Kalbinin üstündeki balçığı, hayatın hayal kırıklıklarını, tükenen bir ömrün sessizliği… Hepsi burada. Ve bil ki, ben çoktan tükendim; geriye sadece kelimeler kaldı, senin gözlerinde bir yankı bulmak için. İşte bu şiir, bir hesaplaşma ve itiraf mektubu; gönderilmeyen, ama okunmayı bekleyen bir itiraf…
26 Kasım 2023 / Pazar / Ankara