Sözlerimi baştan sona işitin,
Tarihin Altay Dağları’ndan geldim.
Fütuhat duygusu şanlı Türklerin,
Eyer, gem ve üzengi delisiyim.
At üzerinde devlet kuran çılgın,
Anadolu’yu yurt tuttu cihanda.
Göbeğimden yayılan üç ağacın,
Fetih ruhu dirildi kurt kanında.
Allah buyruğuna uyduğu zaman,
Ardınca gök tüylü, gök yeleli kurt;
Kurtağzından kuzu alınmaz kılan,
Uzak ufukları etti anayurt.
Kâh kemiğimiz dağ gibi yığıldı,
Bozkurdun sesi savaş alanında.
Bu toprakları kanıyla boyadı,
Fetih orduları gün batısında.
Baştanbaşa sardı değişen kader,
Kaza ile kader tecellisinde.
Atam kağanın askerleri göçer,
Rüzgârla giden atlar hikâyede.
Ergenekon’da doğan devlet günü,
Kan kılıcıyla sel olmuş da akar.
Ateşle deldiler Ergenekon’u,
Güneşin battığı o yere kadar.
Dünya sultanımız kutsî Alp Arslan,
Binbir zorluklarla taşıdı soyu.
Allah’ın yeryüzü gölgesi kağan,
Türk’e vatan kurdu Anadolu’yu.
Ta ki üstte mavi gök batmadıkça,
Türk’ün varacağı yer Kızılelma.
Kuzeyin kurtları güne doğdukça,
Alttaki o yağız yer Kızılelma.
Beş bin yıllık orduyu gamlandıran,
Cihat yazgım, bu gökyüzü çadırım.
Bir dua, Kızılelma rüyasından,
Sırlı elmaya “Turan” yazmış Tanrım.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Bazen, geçmişin sesini bugünün kalbinde duyarsınız. Bir bozkır rüzgârı eser içimden — Altay Dağları’ndan kopup gelir sanki. O rüzgârın her tanesi, bir dedemin nefesi gibidir. At kişnemesi, kılıç şakırtısı, dua sesi, hepsi aynı yankıda birleşir: “Kızılelma!” Ben bu şiiri yazarken, sadece bir tarihi değil, bir ruhu anlatmak istedim. Bir zamanlar at sırtında dünyayı ölçen insanların, bugün yüreğinde taşıdığı o sarsılmaz inancı… Çünkü Kızılelma, bir hedef değil sadece; her Türk’ün alnına yazılmış bir yön, bir dua, bir inançtır. Okurdan bir şey istiyorum bu şiirde: Okurken kelimeleri değil, aralarındaki boşlukları da duysun. O boşluklarda, belki bir dedesinin adımı var, belki bir duası. Ve eğer kalbinin bir köşesinde hâlâ bir umut taşıyorsa, işte o umudun adı da Kızılelma olsun.
23 Ocak 2024 / Salı / Ankara