Yaşayıp gidiyordum küçüğüm,
Her şeye geç kalmışlığın ardından.
Kendi düşen ağlamaz;
Kim uydurdu bu yalanı sonradan?
Şikâyetim de yoktu hani,
Kuru bir dal gibiydim.
Yaşam denen serüvenin içinde,
Yol alır, sürüklenir, çiçeklenirdim.
Bu derde düşmeden önce,
Ne içindeydim yaşamın,
Ne de büsbütün dışında;
Kelimelerimi kifayetsiz bıraktın.
Bak şu üç günlük dünyama;
Olup bitene benim açımdan bir de,
Bir başka türlü kanatıyorsun.
Öyle derin yaralıyor ki gözlerin her seferinde.
Çekilir dert değil ki bu;
Hiçbir şey kalıcı değil, biliyorum.
Yapabilecek bir şeyler olsa keşke…
Yapılabilecek hiçbir şey yok ki susuyorum.
Bir türlü hazırlamayı beceremedim kendimi,
Üfleyerek geçmeyen en kötü ihtimale.
Gitmen imkânsız gibiydi sanki;
Yolun başındayız sanıyordum haliyle.
İçim yara mezarlığına dönüştüğünden beri,
Sızım sızım sızlıyor göğsüm.
Yatamıyorum bir türlü üzerine;
Bu senin ne ilk ne de son ihanetin gördüğüm.
Tırnaklarının dikiş izleriyle,
Saç tellerin hâlâ içimde.
Soğumuyor bir türlü bu yara küçüğüm;
Bekliyorum kaybettiğim yerde, dün olduğu gibi bugün de.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Sevgili okur; bazen insan en çok değer verdiği şeylerde yara alır; hem de beklemediği anda. Bu şiir, içimde biriken eksilmenin, kaybetmenin ve ihanetin sessiz kaydıdır. Belki sen de okurken kendi kırgınlıklarını hatırlayacaksın; belki bir tebessümle, belki de derin bir iç çekişle… Unutma ki yara ve eksilme, insan olmanın kaçınılmaz yanlarıdır. Söyleyemediklerimiz, bastıramadıklarımız, yüreğimizde biriken acılar; bir gün mutlaka kendini gösterir. Ben burada dizelerimde paylaştım, sen de kendi duygularınla buluşabilirsin. Bu şiir, yalnız olmadığını hatırlatmak için yazıldı; belki sadece bir anlığına kalbine dokunur. Ama emin ol ki her eksilme, her yara ve her ihanet bir nefes ve bir derstir. Eğer okurken “evet, ben de hissettim” dediysen, bilin ki şiir amacına ulaşmıştır.
19 Aralık 2023 / Pazartesi / Ankara