Suskun, yorgun ve kederli,
Başımı alır giderim.
Ya unutmak ya kaybolmak,
Selamı keser giderim.
Kimselere söylemeden,
Ansızın çeker giderim.
Vakti kaçırmış kuş gibi,
Göç eder, durmaz giderim.
Keşke demem, dünya ağrım,
Arkamı döner giderim.
Zerre korktuğumdan değil,
Ölüm olsa da giderim.
Ölmekle gitmek bir demdir,
Yazgıma yazar giderim.
En ölümcül yara aşkın,
Dilimden söker giderim.
Irak dediğim yollara,
İçimi döker giderim.
Solgun bir gül dokununca,
Aklından düşer giderim.
Kalbindeki ıstırabı,
Böğrüme basar giderim.
Minnetle kabul edersen,
Mazimi siler giderim.
Bir çift kanadımı kırar,
Bir elveda der giderim.
Niye her daim geç kaldın,
Yüzüğü atar giderim.
Gidilecek bir yer var mı,
Nikâhı bozar giderim.
Anlayacağın bir sabah,
Hayattan çıkar giderim.
Halilî der, ömrüm doldu,
Yel eser, gönül giderim,
Kara bahtım yüküm oldu,
Ahınla yanar giderim.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Bazen insanın içinden “gitmek” geçer. Öyle valiz hazırlayarak, adres değiştirerek değil… İçindeki gürültüden uzaklaşmak ister. Bu şiiri yazarken düşündüğüm şey tam da buydu. Bir insanın dünyadan değil, önce kendi içindeki kırgınlıklardan gitmesi. Çünkü en uzun yollar bazen bir kalpten çıkıp başka bir kalbe varamayan yollardır. “Giderim” dediğimde aslında bir kaçışı değil, bir yorgunluğu anlatmak istedim. Sözlerin tükendiği, sitemlerin anlamını kaybettiği o eşiği… İnsan bazen konuşarak değil, susarak anlatır kendini. Okur belki bu dizelerde bir ayrılık görecek, belki bir kırgınlık, belki de sessiz bir vedayı. Ama ben şunu biliyorum: Bazı gidişler gerçekten gitmek değildir. Sadece insanın kalbinde taşıdığı yükü yere bırakma çabasıdır. Eğer bu şiiri okurken içinizde bir eski hatıra kıpırdadıysa, bir yüz, bir sokak, bir ses gelip geçtiyse aklınızdan, bilin ki bu şiir artık yalnızca benim değildir. Çünkü şiir yazanın değil, okuyan kalbin içinde tamamlanır.
30 Ocak 2024 / Salı / Ankara