Dizimde dahi takat yok,
Birden saçlarım ağardı.
Kör kandilin ışığında,
Gözlerimin feri söndü, ıslandı.
Hiçbir şey yapmak istemiyor canım.
Elimde değil… gönülden yorgunum.
Seyir defterinde yazıldığına göre,
Kaptan, ben zaten ölü doğmuşum.
Bu küslükler yalnızlık getiriyor,
Yalnızlık aşkı çürütüyor.
Kırılmadık hiçbir yanım kalmadı,
En çok da beklemek koyuyor.
Aynı dünyanın insanı değiliz ki biz,
Eskiden kızardım…
“Hiç kimse” diye bir yer var ya,
En çok orası kandırdı eksik tarafım.
Bir suçluluk duygusu basar ki,
Söylemesi kolay, yaşaması zor.
Düşlemek var ya, yaşlandırıyor,
Alışmaya çalışıyorum, olmuyor.
Buradan esen rüzgâr üşütüyor sevdiğimi,
Bedenler buluşmaz, ruhlar belki.
Yine yırtıldı cebimdeki umudum,
Ne susuyor ne konuşuyor içimdeki.
Çoktan ölmüşüm ben, çoktan…
Bunu unutarak sen yaptın.
Ölüyüm ben, ölü…
Beni kendi kendime bırakın.
Rüyasız bir uyku gibi hikâyemiz,
Kederli aşkımızla cebelleşiyor.
Tutmuş son günü olduğunu bilmeyen,
Kelebeklerden bahsediyor.
Çok şey anlatmak istiyor canım,
Lakin elimde değil, mecalsizim.
Yaşlılıkla alakası yok bayım,
Bunu bin yıllık bekleyişten bilirim.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Sevgili okur, bu şiiri okurken belki sen de içinden “Ben de böyle yoruldum” diye geçirdin. İnan bana, insan bazen yaşadığı yıllardan değil, beklediği şeylerden yorulur. Beklemek kalbi eskiten bir iştir. Hele ki karşılığı gelmeyen bir sevdayı, bir sözü, bir bakışı bekliyorsan… zaman, insanın omuzlarına görünmez bir yük bırakır. Bu dizelerde anlattığım yorgunluk, yalnızca bedenin değil; gönlün yorgunluğudur. İnsan bazen hiçbir şey yapmadan da tükenir. Bir kapıyı çalmaya cesaret edemediği için, bir sözü söylemeye geç kaldığı için, ya da sevdiğini kalbinin içinde saklamak zorunda kaldığı için… Ama sana bir şey söyleyeyim mi sevgili okur? Gönül dediğin şey kolay kolay ölmez. Ne kadar kırılırsa kırılsın, ne kadar “öldüm ben” dese de içinde küçük bir kıvılcım kalır. İşte insanı ayakta tutan da o küçücük kıvılcımdır. Belki bir gün bir sözle, bir bakışla, bir hatırlayışla yeniden tutuşur. Bu yüzden bu şiiri okurken sadece yorgunluğu değil, o yorgunluğun içindeki direnci de görmeni isterim. Çünkü insan bazen en çok yorulduğu yerde yeniden başlamayı öğrenir. Eğer bir gün sen de kendini “hiç kimse” diye bir yerde bulursan, bil ki orası dünyanın sonu değildir. Bazen insanın kalbi, tam da en yalnız kaldığı yerde kendini yeniden duymaya başlar. Yorgunluk geçer mi, bilmiyorum. Ama insan, yorgunluğuyla yaşamayı öğrenebilir. Ve inan bana, sevgili okur… Gönül ne kadar yorgun olursa olsun, içinde bir damla umut varsa hikâye henüz bitmiş sayılmaz.
9 Kasım 2023 / Perşembe / Ankara