Bir romanın sayfalarında yaşıyorum,
Nasıl biteceğini bilmeksizin.
Son sayfasına ne kadar kaldı,
Sen bu öykünün neresindesin?
Bazen kendimden dışarı çıkıp,
Kim olduğuma bakıyorum.
Kimseyi tanıyamıyorsun gerçekten,
Kendimden bile kovuldum.
Nasıl çırpınıp, nasıl da korkuyorum,
Oysa bir çıkış kapısı gibi aşk.
Mesafeler ötesinden sesleniyorum,
Çaresizlik işte böyle başladı ıslak ıslak.
Yaşamak çekilmez,
Suladığım taşta çiçekler açmaz oldu.
Tutunacak bir dal aradım;
Elim yoruldu, ayağım yoruldu.
Yapayalnızım binlerce insanın içinde,
Senden içeriye, benden dışarıya her yolculuğun.
Bağıra çağıra bedelini ödedim.
Ne çok acıttı, ne çok kanattı yokluğun.
O dilek ağacının altında güçsüzüm;
Gönül kuşum gittiğinden beri.
Ne kadar zamanım kaldı ki?
Bulutlar bu kadar mı değiştirdi savurduğun külleri?
Nerenden tutayım seni?
Ardımdaki yol çok uzun, önümdekinden.
En can alacak yerimden vurdun paslı hançeri,
Uçurumun kenarında gözüm bağlı, kefen dikerken.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Sevgili okur, bu dizeleri okurken belki sen de bir yolun ortasında, ne geleceğini ne de geçmişi tam olarak bildiğin bir yerde hissettin kendini. İşte şiirin asıl derdi de budur: insan bazen kendi romanının içinde kaybolur, sayfalar birbirine karışır, bir çıkış yolu arar ama bulamaz. Ama bilmeni isterim, gönül kuşun gitti diye dünya tamamen bitmiş değildir. O kuşu belki artık göremezsin, belki eline alamazsın, ama onun bıraktığı boşluk, senin yeniden filizlenecek gücünü de saklar içinde. İnsan en çaresiz anında, en yalnız hissettiği yerde, küçük bir ışığı fark edebilir. İşte o ışık, yeniden tutunma ve yeniden başlama umududur. Bazen önümüzdeki yol uzun ve dik gelir, uçurumlar görünür, hançerler saplanmış gibi olur. Ama sevgili okur, unutma: bir insan her düşüşünde biraz daha öğrenir, biraz daha bilir ve biraz daha güçlü kalkar. Bu yüzden yavaş ol, kendini yargılama ve hâlâ içindeki o kuşun kanat çırpışını hissetmeye çalış. Hayatın ağırlığı seni yorsa da bil ki gönül kuşu geri gelmese bile, sen hâlâ sevebilir, hâlâ ümit edebilirsin. Ve bazen, en beklenmedik anda, uçurumun kenarındaki karanlık bile bir yol göstericiye dönüşür. Yaşamak, sevmek ve beklemek… İşte şiir bundan ibaret.
16 Kasım 2023 / Perşembe / Ankara