Bugün bir mektup aldım;
Mevzumuz soluk alıp vermek mi?
Ya hisler… gözlerini kaçırma öyle şeyini;
Asla yalan söylemeyen bedenini.
Yazgısını yaşadıktan sonra şey,
İnsan kendine nasıl yalan söyler ki?
Bir gecede ağarttı saçlarımı tel tel;
Eskiden kalan ne varsa, bil ki.
Kaybetmekten korktuğum şey,
Bir yılan gibi kıvrılır şuramda.
Güya inkâr etmeyen, teselli veren sükût;
Hakikaten çok tuhaf bir şey olsa da.
Her şey silinir benliğimden;
Ondan başka hiçbir şey.
Haftalar, aylar, yıllar geçer,
Ortaya dökülür acılar ağabey.
Çok eskiden beri varmış gibi gelir bir şey;
Evvel sonsuza kadar kaybettiğin.
Oysa ben nasıl da birden körleşmişim,
Aklımı kaçırır, yanlışı öldüremezmişim.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Okur, bazı şeyler vardır; ne söylenir, ne anlatılır. Onları yalnızca hissetmek kalır insana. Bu şiirdeki “şey” de öyle bir varlık: görünmez, ama her nefeste yanındadır. İnsan onu kaybettiğinde değil, fark ettiğinde sarsılır; bulduğunda değil, tanıdığında büyür. Biliyor musun, bazı mektuplar, bazı bakışlar, bazı hisler… hepsi seni geçmişin içinde sürükler. İnsan ister istemez kendine sorar: “Acaba bunu ben mi yarattım, yoksa o mu bana bıraktı?” İşte şiir burada devreye girer. Sessizce, kelimelerin ardında, seni yüzleştirir kendi iç dünyanla. Bu dizelerde yalan yok. Çünkü yalan, ruhun en sessiz yerinde bile çarpıtamaz gerçekleri. “Şey” dediğim şey, aslında bir hatıra, bir kayıp, bir özlem… ve belki de insanın kendisine karşı en dürüst olduğu yerdir. Eğer bu satırlarda bir yerinde kalbin sızladıysa, bil ki yalnız değilsin. Her insanın içinde gizlenmiş bir “şey” vardır; bazen görünür, bazen görünmez. Ama hayatın bütün yükünü taşır, sessizce ve haysiyetle.
24 Ekim 2023 / Cuma / Ankara