Öyle çok üşüyorum ki yalnızlıktan;
Bir rüzgâr bulsa benim beşiğimi,
Gecenin bir vakti,
Alıp götürse bütün terk edilmişliğimi.
Gidip annemi, o evi ve seni…
Üşüyorum artık; yalvartma.
Gözyaşlarımın ucu uyuşuyor,
Bitap düşen ruhuma pranga vurma.
Kendi öz vatanımdan sürgün edildim;
Bir ateş yanıyor gönül kapında.
Sonra bin kez donuyorum beklerken,
Kalbinin her karanlık odasında.
Bu hüzne düştüm düşeli;
Al şu ellerimi ısıt gayri.
Birazdan bir gölge geçecek omuzlarından,
Beklemeye gücüm kalmadı vallahi.
Yine aşk yaralarım kanamaya başladı;
Zehirli çiçekler açıyor sol yanımda.
Kulaklarım uğuldarken,
Bir çığlık duyuyorum, hayda!..
Kocaman gözlerin karşımda;
Yapayalnızım bir yer altı zindanında.
Anılar sardı her yanımı, yüreğim titriyor;
Ve ben hala çok üşüyorum yokluğunda.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: — “Neden üşüyorsun?” diye soruyorsun değil mi sevgili okur… Çünkü bazen insan, paltosunu değil; bir omzu, bir sesi, bir nefesi kaybeder. — 26 Aralık 2023 gecesiydi… Dışarıda rüzgâr camlara vuruyordu; içerideyse sessizlik, duvarların arasına sinmişti. “Üşüyorum” dedim kendi kendime — ama hava soğuk olduğu için değil. İnsan bazen içinden geçenleri söyleyemediği, sarılmak isteyip de uzanamadığı için üşür. O gece bir ses aradım… bir kapı gıcırtısı, bir nefes, bir yankı. Ama her şey sustu; yalnız kalmak bile benden sıkılmış gibiydi. Şiir o sessizlikte doğdu. Belki bir vedaydı, belki bir dua. Bilmiyorum… sadece yazdım. Şimdi sen okuyorsun, sevgili dostum. Eğer bir satırında içinin titrediğini hissedersen, bil ki o titreme bana da uğramıştı. Biz, aynı yalnızlıktan geçmiş iki yolcuyuz belki de… Anladım ki insan en çok, yanında olması gerekenin yokluğunda üşüyor. Yalnızlık dediğin şey, bir duvar değil; bir yankıdır. Ne söylersen sana döner. Ve ben, her “dön” dediğimde, sadece sessizlik döndü. Belki sen de üşüyorsun şimdi, belki bir isim var dilinin ucunda… O hâlde bu şiiri kendi ellerine al, ısınsın senin de kalbin biraz…
26 Aralık 2023 / Salı / Ankara