Ölsem de bir gün, toprağa sessizce düşsem,
Kalbimde bir gül olur, yine orada yaşarsın.
Mezar taşındaki o soğuk, beyaz mermerde;
Gözümden her saniye düşen, o ıslak damlasın.
Senin ayağın acır, benim kalbim üşür orada,
Bir gülün diken yarasında sızlayıp buluşuruz.
Âşık da benim artık, maşuk da bizzat ben;
Dalından düşer, yine o kara toprakta haşroluruz.
Sadece kokun kalır avuçlarımda hatıra,
Bir de o hiç gitmeyen, o masum gülüşün.
Ansızın bir seher rüzgârı eser de geçer;
Bilemem; hayat mı hayal, yoksa sen mi düşsün?
Korkarım o nazlı teninin çabuk solmasından,
Küller küle karışır, toprak oluruz elbet.
Şu göğüs kafesimin tam ortasına yazdım:
Sen bensin, ben de sen, ezelden ilelebet.
Aramıza ne ölüm girer artık, ne de o ayrılık,
Seninle bir bütün olduk, her zerremiz birleşik.
Şu fani dünyada duyulan en büyük hıçkırık;
Seninle başlayıp, seninle bittiğimiz o eşik.
Halil Kumcu
1 Şubat 2020 / Cumartesi / Ankara