Şiirden geriye kalan satırlar:
Her hatıra, kaybolmuş bir çocuğun çığlığıdır.
Sensizlik, en keskin bıçak kadar keser.
Ölüm, en beklenmedik anda omuzlarına konar.
Ayna, geçip giden zamanın sessiz tanığıdır.
Şiirden geriye kalan satırlar:
Her hatıra, kaybolmuş bir çocuğun çığlığıdır.
Sensizlik, en keskin bıçak kadar keser.
Ölüm, en beklenmedik anda omuzlarına konar.
Ayna, geçip giden zamanın sessiz tanığıdır.
SÜPÜRDÜ ZAMAN YÜZÜMÜN RENGİNİ
Rüzgârı kovalamak nedir bilir misin?
Sessiz testerenin dişlileri ardında,
Küçük bir damla, bir an kadar,
Her saat yara kelebeğin kanadında.
Dilin ucundaki kelimeler söner,
Zaman konuşur vurulurken hece.
İçten hiçe ilerler geçmiş, gelecek,
Hayattan kaç çeyrek satır önce.
Hesap kitap, son soluk, son dakika,
Mekik dokur siyah ile beyaz ha bire.
Hayaller, anılar arasına sıkışır,
Bütün ahlar vahlar kalır mahşere.
Şimdi seneler, ay gibi, haftalar, gün;
Eskiden nazla geçerdi mevsimler.
Ömür baş döndürücü bir hızla,
Bir akıntıya kapılıp gider.
O çocukluktaki ninniler, oyunlar,
Yaşadığım her şeyi yaşlandırdı.
Süpürdü zaman yüzümün rengini,
Oyuncaklarla çabucak geride kaldı.
Bir var imiş, bir yok imiş;
Uçurtmam geçiyor ağaçlardan.
Elli yıl kadar bocalıyor, bakıyorum ki,
Koskoca bir hayat geçmiş aramızdan.
Örtük perdelerden taşındığından beri,
Kurudum, çirkinleştim.
Sensiz hiçbir mutluluğun olmadığını,
Geç de olsa fark ettim.
Ölüm tünedi omuzlarıma,
Aynalara her baktığımda.
Dünyaya yabancılaştığımı görüyorum,
Ecel ıslık çalmaya başlıyor bu noktada.
Halil Kumcu
18 Ekim 2020 /Pazar / Ankara
Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.