Gök kubbemde bütün kelimelerim öldü,
Yalnızlık vücudumu yakar, dağıtır ve eritir.
Bu bendeki dinmek bilmez kahroluş iniltisi;
Sessizce toprağa süzülür, biter bir bir.
Sanki ansızın altımdan koca yer kaçar,
Sema, bir hışımla başımdan uçar gider şimdi.
Bir hazin ezgi seliyle gelir o garip ses;
Kemanımın o dertli, o titreyen inleyişleri.
Herkese öyle uzağım ki, herkese yabancı;
Gölgem bile artık bir hayaller zinciri.
Kanatları bin yerinden kırılmış bir kuşum;
Düşerim bu kara toprağa, her gün diri diri.
O delik deşik hatıraların soğuk koynunda,
Zavallı hiçlerden oluşur bütün o kelimeler.
Ciğerlerimden yanık ve sıcak sıcak akar;
Bu matem çığlığındaki o son, o kimsesiz sözler.
Bütün limanlar kapandı, söndü son fener,
Beni benden koparıp, mezar diye sana ekleyen.
Kendi içimde boğulduğum bu dipsiz keder;
Artık ne sesimi duyan var, ne yolumu bekleyen.
Halil Kumcu
29 Mayıs 2020 / Cuma / Ankara