Bin bir çığlık içime çöktü birden,
Kalbimden yara düştü üstüne, hey.
Kurak kalbe her gece göçtü birden,
Neyden binlerce hece sessizce, hey.
Ezgiler düğümlendi boğazıma,
Cümleler gizdi yazıldı alnıma.
Küflü düşler dizildi mezarıma,
Hıçkırdı türküler çaresizce, hey.
Gönül müşkül süzüldü, küle değdi,
Ölüm döküldü, şiirlere sindi.
Tenim üşüdü, gölgende titredi,
Aşk yangını harlandı yeminle, hey.
Bir tetik düştü sözden göze, ömrüm,
İnce zülfün dilden dile sürgünüm.
Katilisin sinen mendile dünüm,
İçten yitince binlerce kefen, hey.
Ah, yeminle kırık sinemde söndü,
Kâh düne yazdım, dilime büründü.
Billah tende elim nağme günüydü,
Hiçten közde ellerim, yüreğim, hey.
Halilî’nin, sol yanında yangın var,
Gözlerinde eski bir hüzün parlar,
Sensiz geçen günleri ateş sarar,
Hasret her an bir köşemde üşür, hey.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Hey… Bazen kelimeler yetmez, bazen hisler anlatılmaz olur. İçimize düşen o binlerce çığlığı, yanan kalbi, susturulmuş türküyü… İşte bu şiir, tam da o anlatılamayanın sesi. Yaralı bir kalbin, sustuğu her anın, hıçkırarak dökülen her şiirin hikâyesi var burada. Belki senin de bir yanın hep yanıyor, belki yüreğinde eski bir hüzün saklıyorsun. Ama bil ki, her yangının sonunda bir umut vardır, her hasretin içinde bir sabah… Bu dizeler, belki de o sabahı bekleyenlerin yüreğine sesleniyor. İçtenlikle…
21 Mayıs 2020 / Perşembe / Ankara