Şiirden geriye kalan satırlar:
İçindeki fırtınayı dindirmeden, dışındaki sessizliği bulamazsın.
Her sonbahar biraz daha vazgeçerim kendimden.
Mevsim, toprak ve ben, üçlü bir yalnızlıktayız.
Filizlenmek için mezar en doğru topraktır.
Şiirden geriye kalan satırlar:
İçindeki fırtınayı dindirmeden, dışındaki sessizliği bulamazsın.
Her sonbahar biraz daha vazgeçerim kendimden.
Mevsim, toprak ve ben, üçlü bir yalnızlıktayız.
Filizlenmek için mezar en doğru topraktır.
HER EKİM VAZGEÇERİM BEN KENDİMDEN
Hüznün tokadı savrulur her gece yüzümde,
Ağır gelir yorgun yüreğime dün, bugünden.
Sokaklarım sisli, karanlıklarım zamansız;
Her ekim, sessizce vazgeçerim ben kendimden.
Gözlerimden dökülür damlalar, kuru ve yapraksız,
Dipsiz kuyuda yangın, gönül dağında bir zerre...
Gidişlerin bağrımı yakar, yanarım öyle çaresiz;
Ayaz geceler döver soğuk bedenimi, ha bire.
Tutunmak nedir ki? Dal dal, yaprak yaprak eksilmek...
Sahi, hayallerinden başlar mı hiç insan ölmeye?
Hangi papatyadan kopan o son yaprak kurumamış?
Bir çiğ tanesi düştü ruhuma, inceden inceye.
Mevsim yine sonbahar, her yer toprak kokuyor,
Üç beş nefeste, üç beş diken kaldı artık geriye.
Bir yosun olsaydın, kök salardın derinlerime;
Filizlenirdin, mezarımın o en kuytu köşesine.
Şimdi bir boşluktur ömrüm, ne geri döner ne biter,
İçimdeki bu yangın, külsüz ve dumansız tüter.
Sökün takvimlerden o uğursuz ekim aylarını;
Ben öldüm ya artık, bu toprak herkese yeter.
Halil Kumcu
26 Ekim 2020 / Pazartesi / Ankara
Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.