Dünya ha iki günlük, ha üç günlük ne çıkar;
Komedi ile trajedi arasında kaldım yanan ateşte.
Yedi iklimli bu hayatta kaybettim kendi ruhumu;
Anladım ki sonsuzluk içinde, dilsiz bir noktasın işte.
Vuslat, ölüm kadar soğuk duruyor şimdi gözlerinde,
Bir akıntıya kapıldım gidiyorum, adı sadece hasret...
İçimde bu kaçıncı fırtına, bu kaçıncı tufan kopardığın;
Bu kaçıncı ıskalayışım hayatı, hayret ki hayret!
Ezanla sala arasında her gün kan ağlar yüreğim,
Gençliğim, düşlerinde delip geçti bütün umutları.
Gördüm ki aynı soruyu sormuyor artık bu hayat;
Dünden bugüne değişiyor hep soruların cevapları.
Gözünden, gönlünden sahipsizce düşer o ağır sözler,
Nefes nefese hayallerimi öldürür, senin o karanlık gölgende.
Eskiye eskiye, eksildin her bir gözyaşı damlasında;
Ayağıma batan bir tek dikene, bin sitem var bir güftede.
Bütün şarkılar sustu, perdeler bir bir kapandı,
İçimde o eski yangınlardan, geriye bir avuç kül kaldı.
Ne senin sesin gelir, ne de benim bu biten ömrüm;
En hazin güfteyi, zaman benim yerime kalbine yazdı.
Halil Kumcu
21 Haziran 2020 / Pazar / Ankara