Öyle derin ki içimdeki o kör özlemin;
Gurbet içinde gurbet yaşıyorum şimdi.
Saatler bir cellat gibi her saniye biçiyor ömrü;
Vuslatı ertelenmiş bu hasreti, dilim dilim...
Yokluğun dudaklarıma değen cehennem ateşi,
Dokunduğu her yerde ruhumu acıtıyor.
Koca bir boşluğun ortasında kalmışım yapayalnız;
Duyulmayan çığlıklar sessizce boğuyor beni.
Aynı şehrin sokaklarında, aynı göğün altında;
Senden fersah fersah uzakta yaşamak...
Aklımda o her şeyi unutturan gözlerin,
Özleyip de bir türlü ulaşamamak, dokunamamak...
Sensizlik artık matemin en koyu renginde,
Yaran içten içe kanıyor, kimse görmüyor.
İçime kanlı yaşlar dökülür her gece yarısı;
Gönlüm senin o devasa yokluğunla yanıyor.
Hani bir düşümüz vardı seninle, hatırlar mısın?
O eski, o masum günlerdeki gibi...
Şimdi kaybolmuş ruhlar mezarlığında bir gölgeyim;
Tümüyle kendi içime, o karanlığıma döndürdün beni.
Ey sevgili...
Nasıl da aklıma geldin aniden şimdi?
Bir düşümüz vardı seninle, söylesene;
Gerçekten unuttun mu o sarmaşıklı, o bahçeli evi?
Halil Kumcu
6 Eylül 2019 / Cuma / Ankara