Hüzünlü çocukluğumu kaybettim,
Kanadım kırıldı, ömür eskidi.
Bir bir daraldı sayılı günlerim,
Yollar, ay yıl aldı, gurbet eskidi.
Gözlerimde o nisan yağmurları,
Geçmiyor ki yağıp da gözyaşları.
Yükselir sol yanımda nidaları,
Kalpte sen ben, dilde şarkı eskidi.
Zincirlediler, kelepçelediler,
Kurumaya yüz tuttu kelimeler.
Zihinde yara, derin derin izler,
Kafeste kuş, mektupta söz eskidi.
İhtiyarlığın rengi saçlarımda,
Çizgiyle doldu yüzüm ardı sıra.
Ölüm kol gibi yol aldı o anda,
Her bir yaş, aşkın bağrında eskidi.
Hasret yağdı, üstüme toprak oldu,
Yoklukta kayboldum, dilim lal oldu.
Ateşte pişti, türkü ağıt oldu,
Bir can hiç oldu, bedende eskidi.
Halilî der, hayat göçe benzermiş,
Dert, sevdayla harman, içe sızarmış.
Giden geri dönmez, izler kalırmış,
Yüreğim yandı, külünde eskidi.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Zaman, elimizde olmayan en acımasız misafir… Ne kalbimize sığdırabildiğimiz sevinçler, ne de unuttuk sandığımız acılar yerli yerinde duruyor. Hepsi, birer birer eskimeye başlıyor… Bu şiir, aslında hepimizin içinde bir yerlerde sessizce yaşlanan o çocuğun fısıltısı. Kaybedilen zamanların, geride bırakılan sevgilerin, küllenmiş umutların izini taşıyor. Her yaş aldığında insan biraz daha eksiliyor, biraz daha susuyor. Ve en kötüsü de ne biliyor musun? Bir zamanlar can bildiğin ne varsa, gün geliyor hepsi bir "anı"ya dönüşüyor. Evet… Aşk da eskir, şarkılar da. Hatta umut bile. Ama yazılan her şiir, o eskimiş zamanların taze bir hatırası olur belki… Kalbinin kıyısına düşerse bu dize, bil ki orada bir yerlerde aynı hüzünle bakan bir yürek daha var. Sevgiyle…
26 Nisan 2020 / Cuma / Ankara