Şiirden geriye kalan satırlar:
Hatırlamak, geçmişin hüzünlü melodisini tekrar çalmaktır.
İnsan, kaybettiğiyle yüzleşmeden uyuyamaz.
Düşler, kırık cam parçaları gibi can yakar.
Her “keşke”, yüreğin bir parçasını alır götürür.
Şiirden geriye kalan satırlar:
Hatırlamak, geçmişin hüzünlü melodisini tekrar çalmaktır.
İnsan, kaybettiğiyle yüzleşmeden uyuyamaz.
Düşler, kırık cam parçaları gibi can yakar.
Her “keşke”, yüreğin bir parçasını alır götürür.
ESKİ BİR MASAL
Anıların sessiz serzenişinde,
Pullu vedalar vardı eskiden.
Yüreğini, yüreğinin içine koyup,
Gelinliğe sarılmış tabutla gelen.
Yorgun düşerdi gözler, iplik iplik.
Sözler ıslanırdı gönül üzerinde.
Yalnızlığın ötesinde dudaklar,
Mırıldanırdı harflerin gölgesinde.
Bir kitabın arasına gömülürdü,
Yüzüne, yüzüne vururdu sesi bir sözle.
Unutuldu sanılan sevda ansızın çalardı,
Gidip de dönmeyecekler bir resimle.
Sol yanında bir ağrı,
Bir aşağı bir yukarı işte.
Başak saçları savrulurdu eşiğinde,
Bir yıldız kayardı o an gökyüzünde.
İlk şiir, ilk kavga, şimdi hepsi beyhude.
Bozuk saat gibi takılırsın hep aynı yerde.
Canının son nefesi düşer cemreye,
Mısra mısra dökülürsün her seferinde.
Ayak sesleri sabahın seherinde kapında,
Öylesine sonsuz, öylesine soluksuz.
Mühür mühür, zerre zerre,
Eksilirdi dem, titrerdi ten hiç gelmese de.
Bir mendilde yaşanırdı sevgiler,
Eskidendi, hatırlıyorum çok eskiden.
Ayakkabıdan su geçerdi gönülden sızı,
Eski bir masalda, gün gün tükenirken.
Halil Kumcu
11 Ekim 2020 / Pazar / Ankara
Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.