Rahmet, himmet, bereket ve şefkat,
Duada birleşir şimdi bütün gönüller.
Boynum bükük, açtım nura ellerimi;
Dilim, gönlümdeki o baki aşkı diler.
Kaçıp durduğumuz o mutlak ölüm var ya,
İnsanın insandan kaçtığı o dar yer...
Minareden yükselen o mukaddes ses;
Dilleri tek bir kelâmda cem eder.
Kopartılmış yapraklardaki o eski hüzün,
Salınır durur şimdi ölümün üzerinde.
Yaratan’ın zikri sarar dört bir yanımı;
Tıpkı o inleyen hurma kütüğünde...
Aşkın alev dilleri lambayı uyandırır,
Cumanın nuruyla aydınlanır bu izler.
Omuzlarımda dünyalık ağır bir yükle;
Boğazıma oturur o dilsiz sessizlikler.
İki mezar mahşerde birbirine değiyor,
Bak, nihayet seninle şimdi bir aradayız.
Bir Hakk dostunun sesine uyandım;
Allahuekber, Allahuekber’le apansız.
Yalnızlık yoldaşım, kırıkların sığınağı,
Umut, kapıların ardındaki o gizli bahar.
Dert ortağım Cuma, güzelliklerin kilidi;
Son nefeste, son güneş seninle doğar.
Halil Kumcu
24 Nisan 2020 / Cuma / Ankara