Bir sevdanın özlemi,
Hapsolmuş içeri;
Akıl yok, düşünce yok,
Kaçan kovalanır o günden beri.
Yalnızlığımdan sev beni;
Gönlüme yuva yaptın bu aşkta.
En sevdiğim kelimesin,
Her nefes atışta.
Mavzer kurşunu gibi çarptın yüreğime;
Masalımı düş ile tamamlarsın.
Dünyamı güzelleştiren,
Tatlı ve güzel kadın.
Hasret, ayrılığa dâhil,
Bulaşıcı bir hastalık gibi.
Dalından kopmuş gül,
Gözlerinde çığlık biriktirmiş harbi.
İrili ufaklı yüzlerce kesik,
Karanlığı yaran devasa hüzün.
Düştüğünü hissettim;
Omuz vereceğim gün, bugün.
Bu beladan sağ salim sıyrılırsak,
Seve seve tutsağın olurum.
Umudum çiçek açtı,
Göğüs kafesime koyduğum.
Yaralı ellerimi kavuran,
Biteviye aşkına diz çöktüm.
Gözümün önünden geçti bir bir o kareler,
Şu kısacık ömrümde seni gördüğüm.
Kendimi sana çekecek gücüm kalmadı;
Bir ağaç gibi yapayalnızım.
Uçurumun kenarında,
Boşlukta sallanan bedenimi sana adamışım.
“Deli saçması” deme;
Sabahı bekleyeceğiz.
Yüreğinin inmediği derinliklerinde,
Günahlarımızın bedelini ödeyeceğiz.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Bazen insan, sevdiğini değil, sevdayı sever. Belki de benim suçum bu: Biteviye” bir aşkı yüreğimde diri tutmak. Kime anlatsam, “unut” diyor. Oysa unutmak, kalbin kendi sesini susturmasıdır. Ben susturamıyorum. Çünkü o ses, bir zamanlar “sen”di. Bu şiir… bir ekleyişin, bir iç sızısının, bir kabullenişin ardından yazıldı. Ne seni suçluyorum ne kendimi aklıyorum. Sadece söylüyorum — içimden geldiği gibi. Okur, belki sen de birini böyle sevmişsindir… O zaman bilirsin, bazı aşklar yaşanmaz; yaşatılır… Biteviye.
5 Ocak 2024 / Cuma / Ankara