Suçlu bir sessizlik, yalnızlığa büründü yine;
Umulmadık bir zamanda o yol, nasıl da aldatıcı...
Yıktı dingin denizleri o her zamanki bildik hüzün;
Karlı gecelerde dipsiz bir kuyu kadar yaralayıcı.
Dinmeyen o büyük öfkenin ağır bedeli,
Geride silinmez, derin ve acı izler bırakır...
Ve üstümü örten şu koca gök kubbe;
Belirsiz bir perde gibi, orta yerinden yırtılır.
Mazim canlanır ansızın, zamansız bir hayal gibi;
Harabe gözlerime sitemden bir kan düşer...
Tek tek ölürken o masum hayallerim;
Yüreğimi bırakır, hayata küser.
Gökyüzü kararır ansızın, kendi kıyametim kopar;
Adım adım peşimden gelir bu yorgun gövdem.
Dizlerim çözülür nihayet, omuzlarım çöker;
Zihin oyunu bitti işte... Biter benimle gölgem.
Şimdi artık ne bir ışık var, ne de bir ses;
Her şey o ilk ve son karanlığa dönüyor.
Bu yalan sahneden çekilirken son nefes;
Beyaz bir perde iniyor gözlerime, sönüyor.
Halil Kumcu
7 Aralık 20218 / Cuma / Ankara