Zaman, diyorum zaman...
Geçer bir varmış, bir yokmuş gibi.
Hayallerimi nasıl da alıp götürdü;
Tıpkı çocukluğum, gençliğim gibi.
Başımda kavak yelleri esmiyor artık,
Pembe gözlüklerle bakmıyorum dünyaya.
Maraton koşmayı çoktan bıraktım;
Üç beş yüz metreden sonra dalıyorum rüyaya.
Aynalar dost mu, düşman mı bilemedim,
Nasıl da vuruyor insanın yüzüne gerçeği!
Kim çiziyor, diyorum, kim çiziyor;
Her baktığımda aynalara bu derin çizgileri?
Saçlarım terk ediyor şimdi tek tek,
Biliyorum; hiçbiri artık geri dönmeyecek.
Hepsinin söylediği aynı nakarat:
Ölüm, bu dünyadaki tek gerçek...
Hayatımın mesafesi kısaldı artık,
Çekip gideceğim bir gün ardıma bakmadan.
Korkmuyorum artık, korkmuyorum;
Benim için okunacak o son saladan.
Üç beş yıl sonra, üç beş kişi hatırlar belki;
Çocuk mu, kardeş mi, yoksa bir arkadaş mı?
Beni sevgiyle, minnetle, rahmetle anar;
Kapanır sonunda bu ömür denilen kapı.
Bırak kalsın masada yarım bir kadeh,
Ve yarım kalmış bir şiir çekmecede...
Geldiğim gibi gidiyorum işte sessizce;
İsmim bir fısıltı olsun, kalsın bu gecede.
Halil Kumcu
18 Ağustos 2018 / Cuma / Ankara