Karanlık alabildiğine çöktü üstüme;
Yollar öylesine uzun, yollar öylesine sessiz...
Uzaklarda parlayan o soğuk yıldızlar kadar;
Yapayalnızım şimdi ve bütünüyle kimsesiz.
Öylece dalmışım bu yorgun akşamın içinde;
Gözlerim boşluğa bakıyor, maziye akıyor.
Yollardaki o bir bitip bir başlayan kesik çizgilerle;
Aslında benim o zavallı, o dertli ömrüm akıyor.
Sözler mi anlatır her şeyi, kelimeler mi yeter?
Gözlere neden bakılmaz, neden kaçılır hakikatten?
Kalp kalbi bir kez gördüğünde, bir kez duyduğunda;
Akıl başta durmaz olur, ruh ayrılır cesetten.
Şimşek çaktı bir kere bu sevda ikliminde;
Artık hiçbir yağmur bu yangını soğutamaz.
Bilirsin; yanıp küle dönmeyince deryalar misali;
Zaten aşk, aşk olmaz... Aşk, yaşanmaz.
Yol alabildiğine dikenli, her adım yüreğime batıyor;
Aşılmaz yolların o en kederli arifesindeyim şimdi.
Ufuktan Kerem’le Mecnun bakıyor bu garip halime;
Sanki "sıra sende" der gibi, bekliyorlar beni...
Yunus’la yan bir ömür, Mevlâna’yla dön durmadan;
Öyle çık Şems’in karşısına, o muazzam yangına.
Çünkü bütün bu yollar, bu gidişler ve bu dönüşler;
Götürecek bizi sonunda o soğuk musalla taşına.
Halil Kumcu
29 Temmuz 2018 / Pazar / Ankara