Şiirden geriye kalan satırlar:
İki damla yaş var ya… bazen yirmi yılın bütün ağırlığını taşır.
Elinden düşen gül değil be okur… insanın inancı düşer o an.
Çaresizlik dediğin şey, “ne yapabilirdim?” sorusunun cevapsız kalmasıdır.
Şiirden geriye kalan satırlar:
İki damla yaş var ya… bazen yirmi yılın bütün ağırlığını taşır.
Elinden düşen gül değil be okur… insanın inancı düşer o an.
Çaresizlik dediğin şey, “ne yapabilirdim?” sorusunun cevapsız kalmasıdır.
YİRMİ SENE
Hiç bu kadar hızlı koşmamıştı yolları,
İkişer ikişer çıktı o yorgun merdivenleri.
Boğazı kupkuru, nefesi kesik kesik...
İşte oradaydı sevdiceği, bir adım ötesinde;
Oysa yanıldı, acı bir gerçek vurdu yüzüne:
Bu sefer yirmi sene "erken" gelmişti.
İki damla yaş süzüldü, sildi tüm dünyasını,
Umutsuzca bakakaldı o uçsuz boşluğa.
Çöktü olduğu yere, dizlerinde derman bitti;
Bir adım daha atacak gücü yoktu artık.
Nasıl olurdu bu zaman oyunu, nasıl?
Yirmi sene... Dile kolay, koskoca bir hayat erken!
Elindeki gül, usulca düştü titreyen parmaklarından,
Düşerken tutunacak bir el aradı, bulamadı...
Ne hayal kaldı geriye, ne de bir parça umut;
Gelişi erkendi, zamansızdı, çok zamansız.
Ne yapabilirdi ki bu kimsesizliğin ortasında?
Biliyordu; yirmi sene sonra da o olmayacaktı...
Halil Kumcu
23 Mayıs 2013 / Saat: 21:18 / Perşembe / Bartın
Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.