İnsanın yüreği de sinesi de,
Bu kadar mı yanar, bu kadar mı kavrulur?
Eğer seni yaralayan öz yareninse;
O yara daha derin sızlar, daha çok kanar...
Kabuk bağlamaz yarenin açtığı o yara,
Sanki bir lav çukurunun içine itilmişsin.
Tüm benliğin fokurdamakta o kor ateşte;
Birazdan kül olacak, hiç doğmamış gibi silineceksin.
İşte budur yarenin bıraktığı o acı miras;
Bol keder, kesintisiz gözyaşı ve sessiz hıçkırık...
Utanırsın kendinden, ezilir, büzülürsün;
Sonunda bir dilsiz salâ ile kalkar yarenin na'şı yazık
Artık ne merhem kâr eder bu sızıya, ne zaman;
Biz kendi celladımızı bağrımızda beslemişiz.
Şimdi her dost yüzünde bir ihanet pusuda;
Meğer biz yaşarken, kendi cenaze namazımızı kılmışız.
Gömün beni bu yarayla, kimse sormasın;
Yaren elinden ölmek, bizim son yeminimizmiş...
Anladım ki bu ihanet, ruhuma kazınan son nakış;
Ve bu gidiş, aslında bir ömürlük vazgeçişmiş.
Halil Kumcu
7 Ağustos 2018 / Salı / Ankara