Nasıl da el sallıyor kapıdaki kış,
O kasvetli, o buz gibi soğuk yüzüyle...
Biliyorum, elbet bitecek bu gölge oyunu;
Tükenecek ömür, öyle veya böyle.
Dışarıda o bildik yağmur kokusu,
İçimde çoktan sönmüş küllü anılar...
Pişmanlık nafiledir artık bugün;
Hayat bu işte; bir kuş gibi avuçtan uçar.
Göğsümde o amansız acı sıkışma,
İçimde katran karası, tarifsiz bir karanlık...
Dilim mahkûm oldu o derin gözlere;
Celladımmış meğer sevdiğim, yazık.
Taş kesildi sesim, buz tuttu yüreğim;
Sözlerim boşlukta yok oldu, bitti...
Rüyanın içindeki o rüyam meğer;
Kocaman bir düşmüş, "hiç" oldu gitti.
Şimdi ne bir iz kaldı geriye, ne de bir ses,
Karanlık bir deryada kayboldu her hece.
Söndü içimdeki o son soluk nefes;
Ben bir hiçliğe büründüm bu gece.
Halil Kumcu
2 Aralık 2018 / Pazar / Ankara