Günlerden çarşamba, dışarıda yağmur çiseliyor;
İçime ise senin o bitmez sensizliğin yağıyor...
Aklımda bir ölüm, bir de sen varsın şimdi;
O hiçbir zaman tutamayacağım buz kesmiş ellerin,
Bakmaya doyamayacağım o uçsuz buçaksız yüreğin...
Ve içimde asırlık bir sızı: Bitmeyecek hasretin.
Ne zordur o korkunç tercihi yapmak azizim;
Ölümle yaşamak arasındaki o daracık yolda.
Kimseye bir tek söz bile söylemeden,
Ardına bakmadan, ansızın çekip gitmek istiyorum;
Yağan yağmurla iliklerime kadar ıslanıp,
Kalbimdeki o kor ateşi toprağın altında,
Bir çamur deryasında sonsuza dek söndürmek...
Anlıyor musun bu çaresizliği? Duyuyor musun?
Şimdi "tut" desem, tutar mısın ellerimi?
Uzanıp kurtarır mısın bu kör karanlıktan yüreğimi?
Sen bir yıldız gibi kaydın gittin ellerimden;
Kalbimi de söküp aldın, götürdün yanında.
İşte bitti... Sustu bütün şehir...
Bunlar artık, bir hiçin son sözleri...
Halil Kumcu
2 Aralık 2015 / Çarşamba / Bartın