Alıp başımı gitsem şu kahrolası şehirden,
Ah, bir gidebilsem senin olmadığın o meçhul yerlere...
Duvarlara vursam başımı, parçalarcasına ağlasam;
Gözyaşlarımla dolsa denizler, sel olup taşsam vardığım yerde.
Öylece beklesem seni mehtabı seyrederken,
Sen gelmesen, adımı anmasan, yüzümü bile unutsan...
Karşımdan her geleni sen sanıp koşsam ardında bezgince,
Sonra bir sokak başında karşılaşsak;
Ve sen beni tanımasan.
"Sensiz yaşayacağım bu son gün" desem her sabah,
Sönsem, harlasam, sönsem... Ve o son gün hiç gelmese.
Göçmen kuşların kanadına iliştirsem kalbimi,
Dili olsa da söylese o kalp;
Bir kalpsiz için nasıl attığını.
Seni beklerken böyle yanarak, göçüp gitsem bu dünyadan;
Sakın! Sakın adımı yazmayın mezar taşım dilsiz kalsın.
Sadece bir gül bitecek tam kalbimin olduğu yerde;
Biliyorum, geleceksin bir gün o mezara, hem de tek başına.
O gülü koparıp kokladığında, nefes diye içine çektiğinde;
İşte o zaman "ben" düşeceğim yüreğine, sadece ben!
Gözyaşlarınla sulayacaksın toprağımı, kalbime akacaksın;
Son sözlerim gelecek aklına, hıçkırıklar boğacak seni.
Eğer bir gün beni ararsan, pişmanlıklar içinde kalırsan;
Unutma! "Ben hep senin gözyaşlarında olacağım" demiştim.
Şimdi dök bakalım, dökebildiğin kadar beni kara toprağa;
Söyle...
Seni benim kadar kimse sevmedi, değil mi sevgilim?
Halil Kumcu
10 Mart 2017 / Saat: 12:10 / Cuma / Bartın