Güneşin yüzü bile soğuk Ankara’da bugün;
Sanki bu şehirde her şey o yaman ölüm rengi.
Hayat alabildiğine donuk, hayat bayat;
Bir adım ötesi artık, o incecik beyaz çizgi.
Ay gelmez oldu pencereme, sular çekildi...
Gönlümde esip duran o deli rüzgâr sustu.
Kayboldu yeşil bir huzur yorgun gözlerimden;
İçim soğuk, yüreğim ise sadece anılar dolusu.
Kış bahçesindeki o perişan hayallerim;
Odamı süsleyen karanlığa büründü birer birer.
Radyonun düğmesini her çevirdiğimde;
Yalnızlığın o acı türküsü, gözlerime sürülür gider.
İçimdeki ses ayaza mahkûm oldu artık;
Her şarkıda kendimi arıyor, kendimi buluyorum.
Rüyalarım beyaz, ben kardan daha beyaz...
Sesim bile beyaz şimdi, hiçbir şey görmüyorum.
Bir aralık akşamı, Ankara’nın o ıssızlığında;
Çaresiz ellerim bile birbirine yetmez oldu.
İnatla tutunduysa da dalına o son yaprak;
Sonunda sarı sarı düştü... Toprak oldu.
Geriye sadece karın o amansız beyazı kaldı,
Işıklar söndü, perde indi bu sessiz şehirde.
Ömür dediğin, bir aralık akşamında son buldu.
Bir şair sustu Ankara’nın en kuytu yerinde.
Halil Kumcu
21 Aralık 2018 / Cuma / Ankara