Ay tutulur, kandilde ışık titrer,
Bir çığlık kurtulur dilden amansız.
Sokağa sızan mum içime siner,
Süzülür çizgiler yüzde amansız.
Hıçkırıklar boğar sesi sinsice,
Ruhuma karanlık iner delice.
Gündüz düşleri derine inince,
Silinir ismin usulca amansız.
Yıllar bir bir geçer arzın üstünden,
Saklı gölgeler sessizce geçerken.
Gördüklerin yalan olur alenen,
Ölü yüreğin hesabı amansız.
Zaman çarktır, öğütür hem de kanla,
Çizgi çizgi kazınır yıldan yıla.
Dehşet yüklü ifade var hızıyla,
Tir tir gömülür geceye amansız.
Sıcak sarı kavurur pare pare,
Sabah çiğine hasret kalır cemre.
Gönül kan olup damlasa ne çare,
Keder olur hatıralar amansız.
Cehennemin kavrulmuş duvarları,
Uçsuz bucaksız bir ikinci yarı.
Yazılanı bilmez mi göz pınarı?
Göçer vahşet yüklü bir ses amansız.
Halilî, ömrüm rüzgârda savrulmuş,
Gelen geçen her bir iz yaşla dolmuş,
Vakit yenik düşmüş, zemheri olmuş,
Bir garip seherde biter amansız.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: “Amansız”da, hayatın acı gerçekleriyle yüzleşmenin, içimdeki fırtınaların izini sürdüm. Her dizede, zamanın acımasız çarkında savrulan ruhumun derin yalnızlığını ve çaresizliğini dile getirdim. Kelimelerim, içimde sönmeyen bir ateş gibi, bazen titrek, bazen hırçın; hayatın en karanlık anlarında bile bir ışık arayışının ifadesi oldu. Bu şiir, benim için hem bir hesaplaşma hem de sessiz bir haykırıştır. “Amansız”lık, sadece dış dünyadaki zorluklar değil, aynı zamanda kendi içimde verdiğim mücadelenin adı. Okuyana, umudu ve hüzünü aynı anda tattıran, yaşanmışlığı hissettiren bir yolculuk olsun istedim. Her kelimesinde biraz ben varım; biraz kırgın, biraz umutlu, ama asla teslim olmayan.
18 Şubat 2019 / Pazartesi