Bir çeşme akar üç dağ eteğinden,
Yine vuslat görünmüyor, Dilruba.
Bir hüzün vurur yüzüme derinden,
Artık yaram sarılmıyor, Dilruba.
Bir yanım seni çağırır geceden,
Bir yanım vazgeçmez eski hâlimden.
Ne kadar kaçsam da bu bilmeceden,
Böyle kader çizilmiyor, Dilruba.
Bir mendilin kaldı bende hatıra,
Kokladıkça hasret döner külhara.
Adın seslenir kalp denen mezara,
Sensiz nefes alınmıyor, Dilruba.
Bir rüzgâr savurur saçımı tel tel,
İçte kopar fırtına, kasırga, sel.
Gözlerim yıllardır bekler, artık gel;
Zorlu yollar yürünmüyor, Dilruba.
Bir sevda yaktın ki sönmez içimde,
Kül olsa da köz var hâlâ içimde.
Yalnız bir yolcuyum gurbet elinde,
Ağzım dilim çözülmüyor, Dilruba.
Bir gece çöker ki yüreğim donar,
Aşkından alev ateş gibi yanar.
Her köşe başına hayalin konar,
Gamlı gönül avunmuyor, Dilruba.
Bir türkü tutturmuş garip kekliğim,
Her bir nota seni söyler, sevdiğim.
Ne yönün bellidir ne de bir izin,
Kalan ömür geçilmiyor, Dilruba.
Bir gün olur, belki düşersin çöle,
Yollar kesişir mi bilmem seninle.
Halilî, kara sevda yazgın bile,
Sanki bahta yazılmıyor, Dilruba.
Halil Kumcu
📍Şairden Okuruna: Ey gönül ehli! Bu dizeleri okuyan can... Ben bu sözleri yazarken bir kalem tutmadım aslında; içimde kanayan yerler tuttu elimden. Her mısra, bir özlemin izi, her kelime bir sızının dilidir. Sen okurken belki kendi derdini bulursun, belki de benimkine omuz verirsin. Bilirim, herkesin bir “Dilruba”sı vardır bu dünyada. Kimi kavuşur, kimi bakar ardından; kimi susar, kimi türkü yapar. Ben susamadım, söz oldum. Sen de susma; gönlünde ne varsa, bir gün mutlaka dile gelir. Eğer bir dizede içinin titrediğini hissedersen, bil ki orada yalnız değilsin. Ben de seninle aynı yerden yaralıyım. Okuduğun bu sözler benim kadar senindir de artık. Çünkü dert paylaşıldıkça eksilmez belki ama insanın yükü hafifler.
Selam olsun yüreğinde sevda taşıyana…
Selam olsun bekleyene, yanana, susana…
9 Nisan 2026 / Perşembe / Bartın