Şiirden geriye kalan satırlar:
Bir kuş ötmezse, sabah tamamlanmaz.
Her yanan orman, bir neslin susturulmuş hafızasıdır.
Şiirden geriye kalan satırlar:
Bir kuş ötmezse, sabah tamamlanmaz.
Her yanan orman, bir neslin susturulmuş hafızasıdır.
YANAN BELLEK – İZMİR’E AĞIT
(2025 Temmuz Yangınlarında Yitirilenlere)
Yanık hüzünle çöktü,
Canım, ciğerim yandı.
Sardı çalıyı kökü,
Feryat figanla yandı.
Çam titredi Ege’de,
Yamanlar, Spil üstünde.
Sevda vurdu denize,
Ah, cayır cayır yandı.
Bayır, yokuş, taş, dere,
Efemçukuru yere…
Zaman düştü kedere,
Çığlık çığlığa yandı.
Keklik kesti sesini,
Ateş örttü tenini.
Taş inledi gecesi,
Toprak içinde yandı.
Zeytin ağlar dip kökten,
Sakız ağlar gövdeden.
Sustu sümbül, böğürtlen...
Yer kavruldukça yandı.
Bir testiyle koştu kız,
Yalınayak, pervasız.
Tırnakla kazır damız,
Gözyaşıyla su yandı.
Bülbül dönmez köşküne,
Dal savrulur üstüne.
Kuzular meleşmede,
Boydan boya dağ yandı.
Evim, bacam, ocağım,
Tutunduğum ağacım,
Üç yavru saksağanım,
Bağım, bahçemle yandı.
Sincap düş görmez artık,
Meşe dal vermez artık.
Tarlamda iz yok artık,
Yorgan, harmanım yandı.
Ceylan durmuş bir yanda,
Yas var közde bakışta.
Kavrulan kök adeta,
Yaşla birleşti, yandı.
Ne kuş kaldı dallarda,
Ne gülüşler aynada...
Ne de gülde rayiha,
İçim, dışımla yandı.
Menekşe açmaz zira,
Gün uyanmaz yamaca.
Kuşlar ötmez sabaha,
Sesi, soluğu yandı.
Hatıralar rengârenk,
Her yaprakta var renk renk.
Geçmiş akla pelesenk,
Birlikte çöktü, yandı.
Bir bellek döndü küle,
Ad yazıldı meçhule.
Her adımda rastgele,
Nice canlarla yandı.
Ben Halilî, diz çöktüm,
Ulu çınara yönüm.
Yanık köke yaş döktüm,
İzmir’le, özüm yandı.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: “Yanık Hüzün’e Dair...” Sevgili okur, elinde tuttuğun bu dizeler, sadece bir yangının, sadece bir acının hikâyesi değil. Onlar, yaşanmışlığın, kaybın, özlemin ve yüreğin en derin yerinden kopup gelen bir ağıtın sessiz çığlığıdır. Bu şiir, Ege’nin bağrında, yanan toprakların, kavrulan ağaçların, susan kuşların dili olmaya çalışıyor. Biliyorum, kelimeler bazen acıyı tam anlatamaz; ama bu şiirde denedim, yanık hüzünle yanan o yüreklerden bir parça taşıyabilmeyi. Çünkü her yangın sadece kül değil, aynı zamanda geride kalanın içindeki sönmez bir ateştir. Belki sen de yaşadın bu yangını ya da yakından tanıyorsun o kavrulmuş toprakları, susmuş doğayı, kaybolan neşeyi... İşte o yüzden bu şiir sana dokunuyor, yüreğinde bir yerleri ürpertiyor. Çünkü yaşanan acılar hepimize ait, paylaştıkça azalır, unutuldukça büyür. “Yanık hüzünle çöktü, canım, ciğerim yandı” dedim. Bu, sadece bir coğrafyanın değil, insan olmanın, sevmenin ve yitirişin ortak ifadesi. Kaybetmek, bazen kendini yeniden bulmanın ilk adımıdır. Ve bizler, küllerin arasından yeniden filizlenecek umudu hep aramalıyız. Şiirim, kederin içinde umut arayanların, yok olanın ardından yananların, ama vazgeçmeyenlerin şiiridir. Ve sen, sevgili okur, bu yoldaşlıkta yalnız değilsin. Biz, bu yanık hüzünle birlikte büyüyen bir direnişin sesiyiz. Gelin, suskun kalan doğaya, sessizleşen kuşlara, kırılan dallara birlikte kulak verelim. Çünkü o hüzünlü sessizlik, içinde en güzel şiirleri saklar. Ve o şiirler, insan kalabilmek için bize yol gösterir. Beni dinlediğin, hissettiğin için teşekkür ederim. Acılarımızla, yaralarımızla, yanık hüzünlerimizle insan kalmayı öğreniyoruz her gün yeniden. Sevgi ve dayanışmayla,
11 Temmuz 2025 / Cuma / Ankara
Not: Bu şiir, 2025 Temmuz'unda İzmir ve çevresinde çıkan orman yangınlarında yitirilen ağaçlara, hayvanlara, sessiz tanıklara ve doğal belleğe ithafen yazılmıştır.
Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.