Aşkta yoğrulan bir türkü ol,
Mazlumun dilinde yakılan...
Sürgünün kalemi,
Zulmün sabrı,
Yıkıntıların ortasında bir yoldaş ol.
Tut bir çocuğun kopmuş elini.
Bir babanın gözyaşında,
Ateşe dönüşmesin acı bir daha.
Yoksulun sofrasında ekmeğe katık,
Yalnızın gecesine sıcak bir söz ol.
Bir tünelde doğan bebeğin soluğu,
Enkazın altından yükselen dua gibi sesi ol.
Yüzü barutla kararmış bir öğretmenin,
Son tebeşirle kara tahtaya yazdığı “umut” ol.
Bir yetimhanede yarım kalan dizelerin,
Eksik hecesine dönüş.
Ve susma;
Fısılda yüreklere direnişi.
Yaşamayı öğret.
Bir çınar gibi dik dur.
Sınırsız bir sevda gibi anlat hayatı.
Zeytin Dalı’nda yaralı kuşlara yaren,
Kıyıya savrulan bedenlere ağıt ol.
Bir defterin arasından düşen mektupta,
“Anne” yazılı tek kelimeye can ver.
Gönlünde tutuşan her yangına,
İnsanlığın sesiyle su taşı,
Bir damla da olsa…
İnsan kal...
Her şeye rağmen...
Karartılmış gökyüzünde yürüyen ışık gibi.
Küfür değil, kin değil,
Merhamet büyüsün dilinde.
İnsana inan.
Adalete inan.
Hakikatin bir gün,
Avuçlarının içinden doğacağına inan.
Bak:
Bir çocuk hâlâ düş kuruyor Gazze’de;
Elleri yitmiş,
Ama taşların arasında misketini arıyor.
Bir kadın, sabaha ninniler örüyor,
Her ilmekte bir kaybı gizleyerek...
Bir ihtiyar,
Kırık bastonuna tutunmuş.
Ezanı bekliyor göğe bakarak,
Bir genç,
Ölümü alnından öpüyor,
Küllerinden doğmaya hazır.
Ve Filistinli bir halk,
Adını “şehadet” koyduğu bir düşle,
Yürümeye devam ediyor.
Bu yalnızca kanla yazılmış bir ağıt değil;
Bu, insanlığın sustuğu yerde,
Konuşan vicdanın sesidir.
Görmeyene göz,
Duymayana kulak,
Susturulana nefes ol.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: “İnsan Kal”a Dair... Sevgili okur, bu sayfalarda bulacağın şiirler, sadece kelimelerin bir araya gelişinden ibaret değil. Onlar, yitip giden umutların, gözyaşlarının ve en önemlisi insanlığın küçük birer yankısıdır. “İnsan Kal” dediğimde, aslında sana, kendimize, bizlere sesleniyorum. Biliyor musun, bazen dünya öyle bir yerde duruyor ki, insanlık adına içimizde yükselen sesler bile boğulacakmış gibi oluyor. Gazze’nin yıkıntılarından, oradaki çocukların kopmuş ellerinden, yüreğinde acı taşıyan annelerden, sabaha hasret yaşlılardan söz ederken, belki de en çok kendimizle hesaplaşıyoruz. Çünkü insanlık denen o büyük kelime, her yıkıntıda, her ağıtta yeniden doğmalı. Şiirimde “Vicdan sustuğunda, kelimeler çığlık olur” dedim. Bu çığlık, suskunlukların arasında unutulmuş bir ses. Belki seninle aynı cümlelerde buluşacağız, belki bazen gözlerin dolacak, bazen kalbin hızlanacak. Çünkü biliyorum, bu topraklarda, bu dünyada hâlâ umuda, sevgiye, adalete inananlar var. “İnsan Kal” sadece bir temenni değil, bir direniştir. Öyle bir direniş ki; zalimin, umutsuzluğun, karanlığın en koyu anında bile yitirmemek gerekiyor insan olma özelliğimizi. Sen, ben, biz… Kim olursak olalım, nerede durursak duralım, insan kalabilmek için verilen o büyük mücadeleye dâhil olmalıyız. Okurken aklına gelecek belki yüzlerce soru, belki çaresizlikler… Ama unutma ki şiir, bazen sessizliğin en yüksek sesidir. Bazen de en karanlık gecelerde yanan küçük bir ışık. O ışığı birlikte büyütmek, çoğaltmak bizim elimizde. Şair, bazen sadece gözlemci olur. Bazen haykırır. Ama en çok da yoldaştır. Bu şiir, Gazze’nin sokaklarında kaybolan çocuklara, susturulan kadınlara, yaralı kuşlara ve kırık bastonuyla ezanı bekleyen yaşlılara bir yoldaş olmak istiyor. Aynı zamanda seninle, benimle, bizlerle bir arada “insan kalma” sözleşmesi yapıyor. Seninle bu duygudaşlığı kurabilmek benim için büyük bir onur. Çünkü inanıyorum ki, kelimeler yalnızca dizeler arasında sıkışmaz, hayatın tam ortasında yankılanır. “İnsan Kal” dediğimizde, aslında yaşama, sevmeye, umut etmeye ve adalete inanmayı seçiyoruz. Beni dinlediğin, hissettiğin için teşekkür ederim. Yolumuz uzun, zaman zaman zor olabilir. Ama unutma: İnsan kalabildiğimiz sürece, karanlık bile aydınlanır. Sevgi ve dirençle…
Gazze’nin susturulmak istenen çığlığına,
Bir insanlık borcu olarak yazıldı – 01 Temmuz 2025